Create Your First Project
Start adding your projects to your portfolio. Click on "Manage Projects" to get started
SON İNSAN - 2016
Proje türü
Sergiler
Tarih
2016
Konum
Ankara
Gerek Hegel, gerek Hegel üzerinden Fukuyama ve Nietzsche, Hıristiyanlık ile özgürlük düşüncesini ilişkilendirerek, Doğu’da Hıristiyan olmayan toplumların henüz demokratikleşmemiş ve/veya laikleşmemiş; olmasının zeminini doğrudan ya da dolaylı yorumlarlar.
Sadece Hegel böyle düşünmez, Nietzsche de onunla aynı görüştedir. O da Hıristiyanlığın bir köle ideolojisi olduğunu ve demokrasinin Hıristiyanlığın dünyevileşmiş bir biçimini temsil ettiğini düşünür. Fukuyama daha ileri giderek Hıristiyanlığı komünizm ile de ilişkilendirir. “Gerek Hıristiyanlık gerekse komünizm, her ikisi de hakikatin belli parçalarını içeren uşak ideolojileriydi. Shayegan da bu görüşü destekler. “Çünkü modernlik Hıristiyanlığın eleştirisinden doğmuştur; bunu ne İslam ne de yeryüzündeki diğer büyük dinler yaşamıştır.
Hıristiyanlık dünyevileşerek modernite ile kontrollü, mantıklı, tutarlı, merkezi bir demokrasiye dönüşürken, Müslümanlık haliyle bu patikayı izlemez. Bu nedenle Müslümanların hayatları daha çelişkilidir.
“Zamanın Oku” ve “Zamanın Oku Tek Yönlüdür” entropi ile ilgilidir. Termodinamiğin 2. yasası entropiye göre her şey yıpranır, canlılar yaşlanır ve bu geri döndürülemez bir süreçtir. Zamanın oku tek yönlüdür. Oysa “Zamanın Oku” zamanın okunu terse çevirmek isteyen, kağnıyı boğanın önüne süren halklar içindir. Arsızca gülen kadının ve onun simgelediklerinin çabası boş ve acınasıdır. Antik çağlardan günümüze simgeler barındıran “Zamanın Oku Tek Yönlüdür”, hiç bir çelişki içermez. Batı’da zamanın oku tek yönlüdür ve geleceği gösterir. Metropoliten Müzesi’nin iç avlusundaki tanrıça Diana da okunu geleceğe çevirmiştir. Metropoliten Müzesi’ni çevreleyen Guggenheim Müzesi de çağdaşın gelenekselin yerini alışını simgelemek içindir.
Günümüzde Nietzsche’nin son insanı; konforlu bir varlık sürdürme uğruna kendi üstün değerine olan onurlu inançtan vazgeçmiş eğitimli tipik yurttaşı sahneden çekilmiştir. Tipik yurttaş Nietzsche’ye göre derin bir uykuda gibidir ve herhangi bir heyecan duymaz. Üstelik bu son insan eğitimli ya da yarı eğitimlidir ve tercihini seyirci kalmaktan yana kullanmaktadır.
“Son İnsan”da kolaj ile son insanın tarihteki iki görüntüsüne yer verilir. Son insan için dün ve bugün farklı değildir ve zaman durmuştur. İnsanlık tarihi içinde artık ufka yer yoktur, “Son İnsan” dünya üzerinde kapladıkları hacim sadece üretim ve tüketim potansiyelleri ile küresel sermaye için bir değer taşıyan ufuksuz halklar içindir. Onlar son gün gelene dek parçalara ayrılarak artan bir ivme ile savrulacaklardır. Ancak, olan biteni ömürleriyle sınırlı küçücük pencerelerinden kibirle hâkimmişçesine seyrederler ve kendilerine hayrandırlar. Oysa büyük gözaltında derin yalnızlıklar içindedirler ve Robert Smithson’ın Utah’daki Sarmal Dalga Kıran (Spiral Jetty) ile simgelenen göbek bağları kopmak üzeredir.
“We Can Do It” emekçi, perçinci Rosie’nin kapitalizme ve faşizme direnişidir. İronidir ki, emperyalist bir ülkenin küresel sermayeli şirketinde çalışan Rosie, aslında orijinal olarak, tam tersine şirket içi verimi artırmak için yaratılmıştı. Bizim de perçinci Rosie’den medet ummamız komik ve acınasıdır.
Son insan kendisi ve diğer insanlar için idealler beslemez ezilen halklar da ilgisini çekmez. Zaten nemalandığı sistemi eleştirmek de istemez.
20. yy. son çeyreği ise dünyanın savaşları unuttuğu ve liberal ekonomi ile tüketime ve büyümeye dayalı yeni ekonomi anlayışı yeni bir yüzyılı kucaklamaya hazırlandığı dönem olmuştur. Nietzsche’den yüz yıl sonra gelinen “ufuksuz” zamanlarda, Avrupa aydınlanmasından yararlanmamış olan Doğu toplumlarında bile küresel liberal ekonominin etkileri görülür. Bu toplumlarda, ideolojilerin tüm dünyada yok olduğu bu zamanlarda, Postmodernizmin yarattığı boşluğu doldurmanın en tehlikeli yolu kimi topluluklarca kullanıldığı üzere dogmaların kullanılmasıdır.







