Create Your First Project
Start adding your projects to your portfolio. Click on "Manage Projects" to get started
AFORİZMALAR - 2011
Proje türü
Serigrafi
Tarih
2011
Konum
Ankara
Ars longa, vita brevis
Art [is] long, vitality [is] brief, occasion precipitous,experiment perilous, judgment difficult.
Hipokrat İsa’dan önce 460 yılında, belki bilinen ilk aforizmada, sanat uzun, hayat kısa demiştir.
Aslında sanat derken güzel sanatları değil işçilik ve tekniği kastetmiştir. Gene de bir an için Hipokrat’ın ne dediği unutularak, metin anlamak istediğimiz gibi kabul edilebilir: sanat uzun, hayat kısa, fırsatlar ani, tecrübe riskli, hüküm vermek güç.
İsa’dan sonra 20.yy’ın ortalarında Varoluşçuluk akımı insanın biricikliğini savunarak kişisel yaşanmışlıkların yaşam kurgusunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Akıllı bir varlık olan insanın, kendi dışında olan dünya ile çelişkisini konu alarak; doğadaki iradî varoluş edilgenliğinin insan bilinciyle olan savaşımına dikkat çekmiştir. Bu mantığın bir sonucu olarak bireysel özgürlük ve sorumluluk, varoluşçuluğun iki temel ögesi olarak ortaya çıkmıştır.
Varoluşçulukta birey merkez olarak kabul edilmekte, birey olmadıkça hiçbir şeyin olmadığı bulgusuna varılmaktadır. Böylece "hiçlik" akımda önemli bir doktrin halini almıştır. Sonuç olarak, "var oluşun kendinden olduğu; varoluşun özden önce geldiği varsayımına ulaşılır. Bireyin varoluşunu, özünden üstün tuttuğu için aynı zamanda topluma bir karşı çıkışı da içerir. Bütün zaaflarıyla birlikte insanı ereklerini seçişinde özgür tutar.
Bu günlerde, B. V. Galimidi varoluşçuluktan esinlenerek aforizmalar yazar, F. Turan da bu aforizmaları görselleşirir. Aslında amaç büyük ve veya doğru sözler söylemek, büyük ve doğru işler yapmak değildir. Amaç, düşündüklerimizi önce söze sonra göze hitap edecek bir forma dökmektir. Amaç sadece düşünmek ve yeni izlekler edinmektir. Aforizmalardan ilk üçü sınırlı sayıda kağıt üzerine sanatçı tarafından basılmıştır. Son iki aforizma tuval bezi üzerine ve birer adet olmak üzere basılmış olup 4. aforizmada, baskı haricinde tekniklerden de yararlanılmıştır.
Kişisel travmalarımızı mutlak kabul etmek, kendimizi mutlak kabul etme çabasıdır. Kendimizi mutlak kabul etme çabası ise varoluşumuzun “oluş” kısmını sakatlar. B.V.G.
Bu eserde yaşanılan travmaların biricik olduğu yanılgısı /çelişkisi görselleştirir. Grinin farklı tonlarında ve tekrarlayan birey formları varoluş edilgenliğine göndermedir. Bu sahte biriciklik merkezdeki halka içinde kısılmış kırmızı birey ile ifade edilmiştir. Merkezdeki birey, resimdeki tek renkli öge olup, dikkati kendi üstüne çekmek ister gibidir. Matematikteki mutlak değer işaretleri ile hem bireyin dünyası hem de dünyasının sanal hapishanesinin parmaklıkları simgelenmektedir.
Varoluş etkileşim ve çatışma üzerine kurulur. Varlık varoluşunu kavramak için kendi içerisinde ve çevreyle bir çatışmaya girmelidir. Girmediği durumda varolamaz , insan özelinde birey olamaz. B.V.G.
Sarı ile mor, turuncu ve mavi, kırmızı ve yeşil sütunlar bir birlerini dik açı ile kesen formlarıyla çatışmayı, bir araya gelerek bir birlerinin renk değerlerini söndürerek de etkileşimi simgelerler. Sütunların formu bozuk yapısı etkileşimi güçlendirmek için seçilmiş olup, formların tekrarı ise doğadaki iradî varoluş edilgenliğinin bir ifadesidir. Öte yandan, birey olmak için bir kişi olmak yetmez, resimde iki figüre bu nedenle yer verilmiştir.
Aynı temanın ikinci versiyonu daha güçlü bir çatışmayı temsil etmek amacıyla görselleştirilmiştir.
Seçim alternatifler arasında yapılır. Alternatif yokluğunun dayatıldığı ve bu yokluğun içselleştirilmesinin teşvik edildiği bir ortamda, derinlere inmeyen küçük farklılıkların alternatif olarak seçilmesi “varoluş”u yok sayar. B.V.G
Seçim aslında akla kara arasında yapılır.
Farklı eserlerdeki kırmızı-yeşil, mavi-turuncu, sarı–mor, siyah-beyaz yarı kürelere gerçek seçim evrenini hatırlatmak için yer verilmiştir. İç halkanın dışındaki gri alan ve beyaz patikalar yaptığımız seçimler ile arkamızda bıraktığımız, dönüşü olmayan seçeneklere, evrende savrulmaya, yakın yolların yakın sonlara çıkışının görsel ifadesidir. Resmi boydan boya bölen siyah yol ise hayat yolumuzdur.
Nefes almaya indirgenen bir hayatı yaşamayı sürdürmek için sofistike yöntemler geliştirmeye çalışmak, temel faaliyet olan nefes almayı da sekteye uğratarak en basit yaşam alanının bile imajlarla doldurulmasına, ve sadece bilincini kaybetmek ve geri kazanmak arasında bir seçeneğin varlığını dikte eder. B.V.G.
Bu resim bir tür kolajdır. Georges de La Tour’un Tövbekar Magdalene eseri yeniden yorumlanmıştır. Resmin orjinalinde olduğu gibi, kuru kafa ölümü, titreşen mum yaşamı simgeler. Resmin sol tarafındaki Leonardo Da Vinci’nin çizim ve el yazısından hem temel bilimlere, hem de içeriğindeki nefes almaya gönderme yapan akciğer formu nedeniyle yararlanılmıştır. Oysa sağda yer alan baskı devre ve 0/1 paterni günümüzün yabancılaşmış, sofistike araçlarına bir göndermedir. Mor dine, kırmızı ve mavi ise temel bilimlere göndermedir. Bu resimde, din ve teknoloji farklı yollarla yapay sofistike dünyalar yaratarak bireyin akciğerini ele geçirmiştir.
Olgunluk kavramı için yaşanmışlıktan çok kendi içinde bütünlüğüne kavuşmak belirleyici olmalıdır. Yaşanmışlık beraberinde olgunluğu getirmeyebilir. Buna karşın; kendi içinde bütünlüğe kavuşma edimi, hem olgunlukla sonuçlanır, hem de gerçek bir seçim niteliği taşıyarak ve bireyin kendi seçimlerini başat kılarak, yaşanmışlığın en yakın arkadaşı yenilgi öğretmenin, bireyin varoluşu üzerinde gerçekleştirmesi muhtemel olumsuz etkilerini de minimize eder. B.V.G.
Resmin içine yerleşen elips formu çıkış noktasıdır. Kusursuzluğu ve olgunluğa ulaşmayı simgeler. Ama üst üste basılan farklı belirsiz formlar yaşanan tecrübelere, yenilgilere göndermedir. Zaman geçince gerçekliklerini kaybeden ancak daha büyük bir bütün içine entegre olan tecrübeler formu belli olmayan leke parçacıklarıyla görselleştirilmiştir. Resmin nispeten tek renkli yapısı bütünlüğe kavuşma ve çelişkilerin olgunlaşma süreci içerinde solmasına bir göndermedir. Süreç olarak eserin oluşturulmasında da yaşamda olduğu gibi rastlantısal, deneysel yöntemlerden yararlanılmıştır. Gelinen nokta kabullenilmiş, üstüne koyulacak yeni lekeler ile yeni formlar kazandırılmaya çalışılmıştır. Hiç bir şey silinmemiş, adımlar sonuna kadar planlanmamıştır. Bir deyişle, “Action Painting” teknğine öykünerek “Action Printing” yapılmıştır.

































