Create Your First Project
Start adding your projects to your portfolio. Click on "Manage Projects" to get started
İKİ UZAK SANDALYE - 2024
Proje türü
Yerleştirme
Tarih
2024
Konum
Ankara
SKD bünyesindeki yerleştirmede yer alan bu sandalyeler ile iletişimin mümkünsüz doğası sorgulanır:
“Marina ve Ulay gibi, iki eski sevgilinin, iki uzak sandalyesi, iletişimin güç ve bireysel doğası üzerine düşündürmektedir. Zihinlerimizde, ortak hayata dair, ortak bir veri seti mümkün müdür? Farklı veriler kaçınılmaz mıdır? Veriler benzese de, iletişim farklı terimlerle kuruluyor olabilir mi? Terimler, aynı olsalar da, en başından, belleklerimizde farklı çağrışımlarla yer alıyorlar olabilirler mi? Bunların biri, ya da bir kaçı doğruysa, iletişim bir mucize olmalı.
Sözsüz iletişim, problemin katmanlarından birini, hatta hepsini(?), ortadan kaldırabilir. Dilin keyfiliği ortadan kalksa da, bu tecrübe ne kadar gerçek olacaktır?
Birbirimizin beynine giremediğimiz için, girebilseydik, hala kendi referans sistemimizin tutsağı olacağımızdan, sözcükler olmadığında, zihnimizde yaşıyor olacaktık paylaşıldığı iddia edilen anı. Kendi veri setlerimiz ve dünyalarımızda gerçekleşecek bu tecrübe, iletişimden ziyade, izdüşüme benzeyecekti. Aksini ispat etmek mümkün olmadığından, hataya yer olmayacaktı.
İletişimin zorlu doğasını ve bireyselliğini vurgulamak için “Ayna” metaforu kullanılmıştır. Görüntü, aynada sanaldır. Sevenin referans sistemiyle sınırlı, algı penceresinden anlamlandırdıkları, kendisiyle alakalıdır ve sevdiğinde kendi yansımasını görür. Gerçek sevgilinin kendisidir, sevenin onun hakkındaki algısı, sevgilinin sevenin beyninin ardına düşen görüntüsü gibi sanaldır.
Atilla İlhan’ın, “ne kadınlar sevdim, zaten yoktular; gerçek değildiler birer umuttular” dizelerindeki gibi; iletişimin olanaksız doğası sonucu demek mümkün ki; “ne aşklar yaşadık zaten yoktular, gerçek değildiler birer yansıydılar. F.T.”

