Create Your First Project
Start adding your projects to your portfolio. Click on "Manage Projects" to get started
GOYA’NIN HAYALETLERİ – 2025
Proje Türü
Yerleştirme ve Sergi
Tarih
2025
SKD bünyesindeki yerleştirmede yer alan bu seçki, Goya’nın Hayaletleri filmindeki tarihin karanlık izlerinin ve toplumsal travmaların görsel temsillerle nasıl günümüze yansıdığını derinlemesine sorguluyor. Kadın figürleri ve onların kaderleri üzerinden, geçmişin hayaletleriyle bugün yaşanan siyasal, kültürel ve bireysel hesaplaşmalar arasındaki güçlü bağlara ışık tutuyor.
İnes (2025), Goya’nın eserlerinde kadın bedeninin susturulmuşluğunu ve Engizisyon’un karanlık eli altında silinmiş kimlikleri temsil eder. Goya’nın Hayaletleri filmindeki sessiz hayaletler gibi, Ines’in figürü de görünmez kılınmış, yok sayılmış kadınların politik ve toplumsal hayaletidir. Aynı dönemde Goya’nın zarafetle resmettiği Doña Antonia Zárate ise, bu görünürlük ile silinmişlik arasındaki acı gerilimi somutlaştırır.
Afgan Mona (2025), Steve McCurry’nin Afgan Kızı fotoğrafındaki Sharbat Gula’nın bakışında savaşın, sömürgeci güç dengelerinin ve küresel ilgisizliğin bıraktığı derin izleri gözler önüne serer. Sharbat’ın kaderi, Goya’nın Hayaletleri’ndeki karanlık gölgelerle örülü tarihsel bir geçmişin yankısıdır. Sharbat’ın yaşadığı coğrafyanın karanlığı, Mona Lisa’nın aydınlık ve barış dolu dünyasıyla tarihsel adaletsizliğin ve güç hiyerarşilerinin somut bir simgesi olarak keskin bir tezat oluşturur.
Fulya (2025), bireyin doğduğu coğrafyanın ve yaşadığı zamanın kaderini nasıl belirlediğini gözler önüne serer. Sharbat Gula ve İnes’in, aydınlık bir dünyada doğan “kız kardeşleri” ile aralarındaki derin kader uçurumu, bir örneği de Goya’nın Hayaletleri’nde yansıtılan baskı ve zulüm karşısında verilen özgürlük mücadelelerinin sonucudur. Ancak bu uçurum sabit değildir; aydınlık bir toplumlar da karanlığa gömülebilir. Hak, hukuk ve özgürlük mücadelesi, tarih boyunca yeniden ve yeniden ortaya çıkan bitmeyen bir savaştır.
Son olarak, Meryem (2011-2020), Georges de La Tour’un Titreşen Işıkta Magdalena tablosundaki ışık ve gölge oyununu, Goya’nın Hayaletlerinin tarihsel karanlığını ve MNE’nin dizelerindeki modern bireyin hesaplaşmasını birleştirir. Mum ışığında aydınlanan Meryem, umudu ve direnciyle çağdaş insanın zamansız simgesi olarak yükselir. Bu eser, Goya’nın hayaletlerinde bir örneğini gördüğümüz, tarih boyunca sürüp giden şiddet ve suskunluğa karşı bir karşı anlatı sunar.









