“History repeats itself, first as tragedy, second as farce”

Resim 1: Fulya Turan, “I Want You”, 2016, tuval üzeri yağlıboya, 120 cm x 100 cm, Afiş Serisi

İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar, ama kendi keyflerine göre, kendi seçtikleri koşullar içinde yapmazlar, doğrudan veri olan ve geçmişten kalan koşullar içinde yaparlar (Karl Marx, Louis Bonaparte'in 18 Brumaire'i).

Bugün geçmişin kötü bir kopyasıdır.

Resim 2: Fulya Turan, “Zamanın Oku / bilimsel rasyonalite. . . kapitalizm. . . kim takar zamanın okunu. . . ”, 2016, tuval üzeri yağlıboya, 100 cm x 80 cm, Son İnsan Serisi

“Zamanın Oku” zamanın okunu terse çevirmek isteyen, kağnıyı boğanın önüne süren (Shageyan, D. ,2012, sf.90,  Yaralı Bilinç. İstanbul:Metis) halklar içindir. Çaba boş ve acınasıdır.

Resim 3: Fulya Turan, “Il Quarto Stato”, 2016, tuval üzeri yağlıboya, 120 cm x 100 cm, Afiş Serisi

Nietzsche’nin son insanı; konforlu bir varlık sürdürme uğruna kendi üstün değerine olan onurlu inançtan vazgeçmiş eğitimli tipik yurttaşı (Fukuyama, F. , 2015, sf. 25,  Tarihin Sonu ve Son İnsan. İstanbul: Profil Yayıncılık) sahneden çekilmiştir.

İdeolojilerin bıraktığı boşluk dogmalar ile doldurulduğunda, halkların içlerinden sonuçları kestirilemez tehlikeli bir “çoşku” taşar.

Ve, tarih tekerrür eder.....

Resim 4: Fulya Turan,“We Can Do It / Yapabiliriz”, 2016, tuval üzeri yağlıboya, 120 cm x100 cm, Afiş Serisi

“We Can Do It” emekçi, perçinci Rosie’nin kapitalizme ve faşizme direnişidir. İronidir ki, emperyalist bir ülkenin küresel sermayeli şirketinde çalışan Rosie, aslında orijinal olarak, tam tersine şirket içi verimi artırmak için yaratılmıştı.

Bizim de perçinçi Rosie’den medet ummamız komik ve acınasıdır. Oysa ihtiyacımız olan tek şey gerçek bir idealdir.

Nietzche’ye göre her canlı bir ufuk arar:

. . . her canlı belli bir ufkun içinde, mutlak olan ve eleştirisiz benimsenen bir dizi değer ve kanaate bağlı olarak sağlıklı, güçlü ve verimli olabilir. Böyle bir ufuk olmaksızın, kendi eylemini sevmeden, hatta sevilmeyi hak ettiğinden çok daha fazla sevmeden, hiçbir sanatçı tablosuna, hiçbir komutan zaferine ve hiçbir halk özgürlüğüne kavuşamaz (Fukuyama, F. ,2015, sf. 385,  Tarihin Sonu ve Son İnsan. İstanbul: Profil Yayıncılık).

“History repeats itself, first as tragedy, second as farce”

Marx  III. Napolyon'un gerçekleştirdiği darbeyi, amcası Napolyon Bonapart`ın daha önceden gerçekleştirdiği darbeyle kıyaslar ve daha sonra popüler olacak şu cümleyi yazar: "Hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. Hegel eklemeyi unutmuş: ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak." (ilkinde Napolyon Bonapart kastedilir, ikincisinde de III. Napolyon).

"İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar, ama kendi keyflerine göre, kendi seçtikleri koşullar içinde yapmazlar, doğrudan veri olan ve geçmişten kalan koşullar içinde yaparlar."

Marx eksik söylemiş, bazı coğrafyalarda tarihsel olaylar ikiden çok tekrarlanırlar.  Üstelik, her seferinde birbirinden trajik olarak. Doğu’da zamanın yavaş aktığı, tarih sahnesinden bir noktada çekilmiş toplumlarda zamanın oku bir türlü geleceği gösteremez. Bugün ve hatta gelecek geçmişin kötü kopyalarıdır sanki.

Bu nedenle, ideallerin olmadığı bu günlerde, geçmişin ikonik görsellerinden yararlanılır. Böylece sadece bugün koşulları değil, bu görsellerin çağrıştırdığı  geçmişten kalan koşullar da doğrudan veri haline gelir.

Bir ileri, bir geri, yaşananlar “gerçekliğin karmaşasının gerçekte deneyimlendiği şekliyle, bütün durakları ve geçmişe ait parçalanmış yapılarıyla birlikte aktarılır (Aktaran: Boucher, G. ,2013, Adorno. İstanbul:Kollektif  Kitap).